DARA ÖRENYERİ
Dara (Anastasiopolis), Mardin şehrinin 30 km güneydoğusunda, Nusaybin’in 18 km kuzeybatısında ve Suriye’deki Amuda kentinin 7 km kuzeyinde yer alır. Coğrafi olarak, Mezopotamya Ovası’nın kuzeyindeki Tur Abdin Dağları’nın güney eteğinde ve ovaya hâkim bir konumdadır.
Dara’nın Adı ve Kuruluşu
Dara’nın, Pers Kralı III. Darius’un (M.Ö. 336-330) bir askeri üssü olduğu ve adının kökeninin buraya dayandığı düşünülmektedir. Dara olarak bilinen kent, antik kaynaklarda Yunanca bir terim olan “Daras” olarak geçmektedir ve tarihi kayıtlarda ilk kez, Parth Kralı I. Arsakes’in kurduğu bir kent olarak M.S. 3. yüzyılda yaşamış antik yazar Iustinus Frontinus tarafından şu şekilde aktarılmaktadır:
“…Arsakes Parth devletini kurdu, askerler topladı, kaleler inşa etti ve kentlerini güçlendirdi. Zapaortenon Dağı'nda Dara diye adlandırılan bir şehir kurdu ki, hiçbir yer bu yerden daha güvenli veya daha hoş olamazdı. Çünkü savunulmasına ihtiyaç duyulmayan, pozisyonu güçlü dik kayalar ile kuşatılmıştı ve bu yerin etrafındaki bereketli topraklarından elde edilen ürünleri depolanıyordu. O kadar bol miktarda akarsu ile beslenen kaynaklar ve o kadar çok ağaçlık vardı ki bir avın takibinin tüm hazları ile doluydu.”
Dara’nın Tarihi
Dara, M.Ö. 3. yüzyıl ortalarından M.Ö. 1. yüzyıla kadar Parth ve Seleukos Krallıkları arasında el değiştirmiştir. M.S. 6. yüzyıl başlarında küçük bir yerleşim olan Dara, Doğu Roma İmparatoru Anastasius (491-518) tarafından garnizon kent olarak seçilmiş ve kentte 503-507 yıllarında inşa faaliyetleri yürütülmüştür. Anastasius kurduğu kente adını vermiş (Anastasiopolis) ve Dara’yı Mezopotamya Bölgesi’nin idari ve askeri merkez üssü haline getirmiştir.
Anastasius Dönemi’nde (M.S. 491-518), küçük bir köy yerleşkesi üzerine kurulan kentin, bu alana kurulmasında Nisibis’e (Nusaybin) olan yakınlığı, bölgenin stratejik ve korunmaya müsait konumda olması, su kaynaklarına yakın ve ovaya hâkim bir noktada bulunması belirleyici olmuştur.
Dara, 577-591 ve 606-620 yılları arasında Sasani İmparatorluğu hâkimiyetine girmiş, M.S. 620 tarihinden MS 639 tarihine kadar Doğu Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetinde kalmıştır. 640’da Dara ile birlikte Kuzey Mezopotamya’nın büyük bir kısmı Arap hâkimiyetine girmiştir. 10. yüzyılda yeniden Doğu Roma hâkimiyetine kısa süreliğine giren Dara, 11. yüzyılın sonlarına kadar Selçuklu Devleti ve Doğu Roma İmparatorluğu arasında el değiştirmiştir.
Dara, 1150 yılında Artuklu Beyleri’nden Timurtaş tarafından kuşatılıp alınmış ve Mardin fArtuklu Beyliği’ne bağlı bir kent haline gelmiştir. 1251-1259 yılları arasında İlhanlılar tarafından da büyük oranda tahrip edilmiştir.
Bu tarihlerden itibaren yavaş yavaş terk edilen Dara, 14. yüzyılda sadece küçük bir köy yerleşmine dönüşmüştür.Mevcut Dara köyü yerleşimi ise, 18. yüzyılın sonlarına dayanmakta olup görkemli Roma kentinin üzerinde yaşantısını sürdürmektedir.