Karatepe Aslantaş Müzesi ve Örenyeri
Bilgilendirme
Açılış/Kapanış Saatleri
Açılış Saati: 08:30
Kapanış Saati: 17:00
Gişe Kapanış Saati: 16:30

Kapalı Günler
Her gün açık
Adres: Kızyusuflu Köyü Cennetler Mah. No:45, Kadirli Merkez
E-mail: iktm80@gov.tr
Tel 1: 03288250674
T.C. vatandaşları için Müzekart geçerlidir. Açık

Açıklama

Karatepe- Aslantaş, tarahi Asativataya Toros dağlarının eteklerinde son Hitit dönemine (M.Ö 700)ait bir sınır kalesidir. Bir yandan Güney ovalardan Orta Anadoluya yol veren ve mamul mallar getirip geriye madenler götüren Fenikeli Kervanlar tarfından bir ticaret yolu olarak kullanılan Akyol’a, diğer yandan sedir ormanlarından gemi inşaatı için Akdeniz Sahillerine sallarla kereste indirilen Ceyhan Nehri’ne (Antik Pyramos) hâkimdi.

Azativataya Çukurova’nın kuzeydoğusunda, Toroslar’ın son uzantılarını yararak Akdenize doğru akan Ceyhan Irmağı’nın batı yakasında yer alır. Karatepe-Arslantaş adı ile ünlenen, ancak zamanında Azatiwataya olarak anılan Demir Çağı kalesi Osmaniye’nin Kadirli ilçesine 20 kilometre mesafededir. Kale bir zamanlar olasılıkla bölgenin merkez yerleşmesi olan antik Mopsuhestia’nın (Misis/Yakapınar) ise yaklaşık 70 kilometre kuzey doğusunda bulunur.

1945 yazında İstanbul Üniversitesi, edebiyat Fakültesi, eski Doğu Uygarlıklarını Araştırma Enstitüsü’nden Prof. H. Th. Bossert eşliğinde bir ekip Kayseri’den Toros geçitlerini aşarak Çukurova’ya doğru eski Hitit kervan yollarını araştırmak üzere yola çıktıkları keşif gezisi sırasında ilk defa, Kadirli’nin doğusunda bir “Aslantaş” olduğuna dair haber alır. Bunun üzerine 1946 Şubat ayında H.Th. Bossert, Halet Çambel ve Adana Müzesi Müdürü Naci Kum çok zor şartlarda yapılan, son kısmı at sırtında yörede ilkokul öğretmeni olan Ekrem kuşçu rehberliğinde tamamlanan bir yolculuk ile “Aslantaş” denilen, sonradan bir boğa kaidesi olduğu anlaşılan taşın yanına varırlar. Böylece söz konusu kaidenin yanı sıra yazıtlı kabartmalarında bulunduğu bir Demir Çağı kalesinin kalıntıları bilim dünyası tarafından keşfedilmiş olur.

H.Th. Bossert ve U. Bahadır Alkım denetiminde 1947 yılında resmen kazılara başlanır. Çalışmalar 1951’de Bossert’in kazıların sona erdiğini ilan etmesine kadar devam eder. Bunun üzerine ertesi yıl Halet Çambel, İtalyan uzmanlar (Roman İstituto Centrale de Restauro-ICR) ile beraber mimari kabartmaları müzeye taşımadan, yerinde bırakarak restorasyon ve konservasyon çalışmalarını başlatırlar. Bunu 1957 yılında kalıcı saçakların yapılması izler. Türkiye’nin ilk açık hava müzesinin temelleri atılmıştır. 1958’de ise kaleyi çevreleyen 7715 hektar alan, Milli park ilan edilerek kalenin doğal çevresi ile beraber korunması sağlanır.

1970’li yıllarda, Ceyhan Nehri üzerine, Halet Çambel önderliğinde toplanan, tüm itirazlara rağmen kurulan ve yoğun çabalar sonunda ancak kret kotu uygun yüksekliğe çekilen Arslantaş Barajı, bugün Karatepe-Arslantaş kalesinin bulunduğu tepenin ve karşı kıyıda yeralan tarih öncesi katmanları çok eskilere uzanan Domuztepe’nin eteklerini yalayan bir göl oluşturur.

1987 yılında çalışmalara tekrar başlanır; tümlenen eserler ayağa kaldırılır. 1997-2002 yılları arasında ise Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün işbirliği ile yeniden topoğrafi ve mimari üzerine çalışmalar yürütülür.

İÖ 8.-7. yüzyıla tarihlenen kale yaklaşık 195x375 metrelik bir alanı kaplar. Kale masif burçlarla desteklenen bir çifte sur sistemi ile korunur. Düzenli aralıklarla 28 burcu bulunan kalenin iç sur halkasının duvar kalınlığı yaklaşık 4 metredir. Kalenin ırmağa doğru bakan doğu tarafındaki dik yamaç bir dış sur ile çevrilerek kaleye bağlanmıştır. Bugün kısmen baraj gölünün suyu altında kalan bu sur duvarı da düzenli burçlar ile güçlendirilmiştir. Kalenin batı tarafında kalan diğer dış sur duvarının Güney Kapısı’na bağlanan yaklaşık 90 metrelik yine burçlar ile desteklenmiş bir bölümü ile Kuzey Kapısı’na bağlanan kısa bir bölümü tespit edilmiştir.

Kalenin kuzeydoğu (Kuzey Kapısı) ve güneybatısında (Güney Kapısı) iki anıtsal kapı binası geçit verir. Kuleler ile desteklenen kapılara rampalar ile ulaşılır. Rampadan çıktıktan sonra kulelerin arasında yer alan bir ön avludan geçilerek içeri doğru sapılır, yani hareket istikameti değiştirilir. Her iki kapıda da surların hizasının arkasında, kalenin içerisine doğru açılan birer çapraz oda bulunur. Her iki anıtsal kapı yapısının iç duvarları bazalttan yapılma kaideler üzerine yerleştirilmiş dik duran taş levhalar (orthostat) ile kaplıdır. Bu levhalar duvarların taş temellerinin bir parçasını oluşturup üzerlerine yerleştirilen ahşap kalaslar yardımı ile kerpiç üst yapıya bağlanmış olmalıdır. Levhaların büyük bir kısmı kapartmalar ve kapı heykelleri ile kaplıdır. Ayrıca, çift dilli bir yazıt kabartmaların yanı sıra bazen aynı levhaya, hatta kabartmanın üzerine, kimi zaman kaidelere, ayrıca kabartmasız, boş bırakılmış levhalara kazınarak işlenmiştir. Kalenin içerisindeki en büyük yapı Güney kapısı’na yakın tepedeki düzlükte inşa edilen, olasılıkla kaleyi yaptıran hükümdarın kullanımı için hazırlanan, iç avlulu anıtsal yapıdır. Bu binanın hemen güneyinde, sur duvarına paralel olarak üç sıra odadan oluşan bir yapı daha yer alır.Ayrıca Güney Kapısı’nın çevresinde depo işlevi gören bazı yapılar vardır. Kaleye Güney Kapısı’ndan girdikten sonra önümüze açık, belkide kutsal olan bir alan çıkar, zira Aslantaş rivayetlerine sebep olan çifte boğalı kaide ile zamanında bu kaide üzerinde yer alan Fırtına Tanrısı’nın tahrip olmuş heykeli bu bölgede bulunmuştur. 1915 yılına kadar ayakta kalabilen dev bazalt heykel, bu gün restorasyon çalışmalarından sonra, gene kaidesinin üzerinde yükselmektedir. Karatepe-Arslantaş kalesinin önemini üç ayrı bağlamda ele alabiliriz: Coğrafi konumu ile işlevi, yazıtların bulunması ve kabartmalardan öğrendiklerimiz.

Kalenin Coğrafi Konumu ve işlevi

Kalenin konumunu çağlar öncesinden kalma Ağyol/Akyol diye adlandırılan kervan yolu ve doğusundaki Ceyhan (Pyramos) Irmağı belirliyordu. Kocayol olarakta bilinen bu kervan yolu Çukurova’yı, Toros dağlarını Meryemçil Geçidinden geçerek, Göksun üzerinden Kayseri’nin yaklaşık 80 kilometre doğusundaki Pınarbaşı’nda Orta Anadolu’ya bağlayan önemli bir ticaret yoludur. Kazı ekibinin çalıştığı yıllarda yol Türkmen kervanları tarafından hala kullanılmaktaydı. Karatepe-Arslantaş bu kervan yolu ile sularını Toroslar’dan toplayıp Akdeniz’e akıtan Ceyhan Irmağı’nın arasında ve ikisine de hakim bir tepenin (Ayrıca Tepesi) üzerine inşa edilmiş bir uç kaledir. Kale aynı zamanda kuzeye uzanan, bugün kısmen sular altında kalan, ancak zamanında kale halkına yetecek kadar tarıma elverişli Andırın Ovası’na da gayet hakim bir konumdadır. Günümüzdeki Türkmen Kervanları gibi Antik çağda da Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye’den gelen tacirler mallarını gümüş, kurşun, demir veya altın külçeleri karşılığında satmak üzere Akyol’u kullanıp Karatepe-Aslantaş kalesinin eteklerinden geçmiş olmalılar. Kale’nin olası işlevlerinden biriside malların sevkiyatı sırasında belli vergiler karşılığında can ve mal güvenliğini garanti etmesi olmalıdır. Kalenin kalın ve çifte sur duvarları, zaman zaman burada maden gibi kıymetli malların burada belli bir süre tutulduğunu düşündürür.

Ayrıca çevrede, kadirli’nin kuzeyinde hala az miktarda kalmış sedir ağaçlarından elde edilmiş kereste, gemi yapımı için nehir yolu ile Akdeniz kıyılarına sevk edilmiş olmalıydı. Nitekim kazı çalışmalarının sürdüğü yıllarda nehir yolu bu işlevini hala sürdürüyordu. Ayrıca Geç-Asur krallarından Sin-ahhe-riba’nın annallerinde, Geç Hititlerden gemi yapımı uzmanları diye bahsetmesi bu görüşü destekler. Bugün kalenin güneyinde suyu tutan baraj, nehrin bu kullanımına son vermiştir.

Çift Dilli Yazıt: Karatepe-Arslantaş’ın adının Azatiwataya olduğunu kale kapılarındaki kabartmaların yanı sıra, Fırtına Tanrısı’nın gövdesine yerleştirilen çift dilli yazıttan öğreniyoruz. Yazıtın metni hem hiyeroglif sistemi ile Luvi dilinde hem de alfabetik harfler ile Sami bir dil olan Fenikece hazırlanıp, bazalt üzerine işlenmiştir. Yazıt iki kez luvice, biri tanrı heykelinin gövdesinde olmak üzere üç kez de Fenikece tekrar edilir. Hem hiyeroglif sistemi ile yazılan Luvice hem de Fenikece olarak zamanının bu en uzun yazıtı hieroglif yazısının çözülmesine önemli katkılar sağlar.

Yazıtın önemi sadece dil bilimi ile sınırlı değildir; aynı zamanda içeriği tarihi kişi, yer ve olaylara ışık tutar. Metin, kalenin kurucusu Azatiwatas tarafından yazdırılır. Kendisinden önceki ve sonraki bir sürü hükümdarın yaptığı gibi kaleye kendi adını vermiştir. Danuna’lıların(Adana) Kralı Urikki (Awarikus)tarafından desteklendiğini belirtenAzatiwatas Adana ovasını koruyup, ovaya barış ile beraber bolluk ve bereket getirdiğini, birde ovanın ücra sınırlarına kaleler kurduğunu ekler. Ayrıca Mopsos (Muksas) Evi diye adlandırdığıhanedanlığa sadakatını tekrarlayıp kendine hizmet edilmesini sağladığını vurgular.

Mopsos yunan mitolojisinde bir kahin olarak bilinir ve Batı’dan Doğu’ya göçüp Pamfilya (Phaselis ve Aspendos ki buranın adı bazı sikkelerin üzerinde Estwendes diye de geçerve bu isim olasılıkla Azatiwatas ile bağlantılıdır) ile kilikia’da şehirler kurduğu söylenir. Ancak Urikki’nin himayesinde olan Azatiwatas, Mopsos hanedanlığına hizmet edilmesini garenti edeceğinden söz eder, yani Mopsos Kilikia’da tarihi bir kimlik kazanır.1998 Adana’ya bağlı Çineköyde bulunan çift boğa tarafından çekilen araba şeklindeki Fırtına Tanrısı heykelinin bazalt kaidesinin üzerinde tespit edilen çift dilli (Luvice hiyeroglif ve Fenikece) yazıtta da bu defa bizlere Danuna Kralı Urikki seslenir ve kendisinin Mopsos soyundan geldiğini belirtir. Mitolojik bir kahin yavaş yavaş gerçeklik kazanmaya başlar.

KARATEPE-ASLANTAŞ MÜZESİ VE ÖRENYERİ UNESCO DÜNYA MİRAS GEÇİCİ LİSTESİNDE

Karatepe-Aslantaş Örenyeri’nin UNESCO Dünya Kültür Miras Listesine alınması için Kadirli Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 10.01.2019 tarih ve 156 sayılı yazısında ekli, Kadirli Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezinin 02.01.2019 tarih ve 2019/1 Sayılı yazısıyla yöremize ait Karatepe-Aslantaş’ın sahip olduğu özellikler sebebiyle UNESCO Dünya Miras Listesine alınmasına ilişkin Müdürlüğümüze dosya halinde iletilen bilgi ve belgelerin Bakanlığımız Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne gönderilmesi ve konunun Bakanlığımızca değerlendirilmesi sonucunda, Karatepe-Aslantaş Örenyeri’nin 2020 UNESCO Dünya Miras Geçici Listesine dahil edildiği, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü (Tespit ve Planlama Dairesi Başkanlığı) nın 08.05.2020 tarih ve 334987 sayılı yazısıyla Müdürlüğümüze bildirilmiştir.

“Karatepe-Aslantaş Arkeolojik Alanı” (ii), (iii) ve (iv). Kriterlerden UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne dahil edilerek, varlığa ait bilgiler UNESCO Dünya Miras Merkezi’nin resmi sayfasında 6470 referans numarasıyla http://whc.unesco.org/en/tentativelists/6470/ internet adresinde yayınlanmaktadır.