Çeşme Müzesi
Bilgilendirme
Yaz Dönemi
1 Nisan - 1 Ekim
Açılış Saati: 08:00
Kapanış Saati: 19:00
Kış Dönemi
1 Ekim - 1 Nisan
Açılış Saati: 08:30
Kapanış Saati: 17:30
Gişe Yaz / Kış Kapanış Saatleri
Yaz Dönemi: 18:30
Kış Dönemi: 17:00
Kapalı Günler
Her gün açık
Adres: Musalla Mahallesi,1010 Sokak,Çeşme Kalesi
E-mail: cesmemuzesi@kultur.gov.tr
Tel 1: 02327126609
Tel 2:
Giriş Ücreti : 18 TL - Durum : KAPALI

Açıklama

KALEDE BİR MÜZE

Çeşme ile Sakız Adası arasında deniz ticaretinin güvenliği için ilk olarak 15. yüzyılda Cenevizliler tarafından inşa edildiğine dair izler taşıyan Çeşme Kalesi, Sultan II. Beyazıt zamanında, 1508-1509 yıllarında yapılan ilaveler ve onarımlarla büyütülmüştür, Osmanlı Kalesi olmuştur. Ceneviz mimari üslubu ve Osmanlı mimari üslubunu bir arada gördüğümüz Çeşme Kalesi, günümüze kadar gelebilen Batı Anadolu’daki önemli kalelerden biridir. Dikdörtgen planlı olan kale, kayalık yamaç üzerinde olup batısı deniz üç yanı hendekle çevrilidir. Ana giriş kapısı, güney cephede yer almaktadır. Kale 19. yüzyıla kadar kullanılmış ve sonrasında terk edilmiştir.

1965 yılında İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi’nden getirilen silahların kalenin içinde sergilenmesiyle Çeşme Kalesi ilk silah müzesi olarak ziyarete açılmış olup 1984 yılında yapılan düzenlemeyle de Çeşme Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Müzede sergilenen birçok eser arasında, Çeşme’nin merkezindeki Tunç Çağı Bağlararası yerleşiminin eserleri ile Çeşme Erythrai Antik Kenti kazılarından gelen eserler önemlidir. En erken şarap üretim merkezlerinden biri olan Bağlararası kazılarında bulunan el yapımı çanak çömlekler, Erythrai Antik Kenti’nin heykelleri, figürinleri, sikkeleri bölgenin tarihi geçmişini ve zenginliklerini göstermektedir. Ayrıca 1770 yılında yapılan Osmanlı-Rus Deniz Savaşı’nı anlatan teşhir de dikkat çekmektedir. Denizden çıkan amphraların sergilendiği hol, antik dönem deniz ticareti açısından görülmeye değerdir.

KIZIL KENT “ERYTHRAİ”

Bugün Ildırı olarak adlandırılan bölgede bulunan Erythrai, Çeşme’ye 22 kilometre uzaklıktadır. Kentin adı Yunanca’da kırmızı anlamına gelmektedir. Bölgenin toprak renginin kızıl olmasından dolayı bu isimle anıldığı, bir başka varsayıma göre de ilk kurucusu olan Giritli Rhadamanthes’in oğlu “kızıl” Erythos tarafından bu ismin verildiği rivayet edilmektedir. Ticaretin oldukça yoğun yaşandığı kent, bir dönem üretilen ve dışarıya satılan değirmen taşlarıyla da ünlenmiştir. Kentteki kazı çalışmalarıyla Athena Tapınağı, tiyatro, anıt mezar (Heroon), Helenistik ve Roma dönemine ait villalar, yerleşim surları ortaya çıkartılmıştır.

ŞARAP ÜRETİMİYLE BAĞLARARASI

Binlerce yıldır iskân edilen bu alanda, 5 bin yıl öncesine tarihlenen dönemde yerleşim, sokaklarla ayrılan taş temelli kerpiç duvarlara sahip yapılardan oluşmaktaydı. Bağlararası’ndaki kazılar, günümüzden yaklaşık 3700 yıl önce burada çok büyük bir depremin yaşandığını ve bu depremle yerle bir olan iskânın tamamen yıkılmasıyla hayatın kesintiye uğradığını ortaya koymuştur. Kazılarda, Tunç Çağı’na ait Anadolu’nun en eski şaraphane binası da açığa çıkartılmıştır. Bu yapı, şarap üretiminde elde edilen ürünün dinlendirilerek depolandığı bir düzeneğe sahiptir.

HAZIR GELMİŞKEN…

Ildırı’daki Erythrai Antik Kenti’ni, Bağlararası Tunç Çapı yerleşimini, Çeşme’nin çeşmelerini, Osmanlı Dönemi Türk ve Rum ahalisinin bir arada yaşadığını belgeleyen eski yapıları, sokakları görmeden, solumadan gitmeyin.

Restitüsyon ve restorasyon projeleri kapsamında güvenlik nedeniyle ziyarete kapatılan Osmanlı - Rus Deniz Savaşı Teşhir Salonu ve Taş eserler Salonu ziyarete açılmıştır. Şu anda teşhire kapalı bir alan bulunmamaktadır.